ANKARA (İGFA) – Kamu Gözetimi Kurumu (KGK), basın özgürlüğünün önemine dikkat çekerek, “24 Temmuz 1908 tarihi, Türk vatanında demokrasi ile birlikte basın özgürlüğünün de yeşerdiği bir tarihtir” açıklamasında bulundu.
Mesajda, gazetecilerin dünya genelinde yaşanan olayları tarafsız ve objektif bir şekilde aktarma sorumluluğunun altı çizildi. Gazetecilerin, haber peşinde koşarken hayatlarını tehlikeye atma cesaretine sahip oldukları vurgulandı.
Özellikle Gazze’deki İsrail saldırıları sırasında 200’e yakın gazetecinin hayatını kaybetmesi veya yaralanması, bu mesleğin zorluklarını gözler önüne seriyor.
Medya sektörünün, yaşanan ekonomik zorluklardan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğu ifade edildi.
Ülke genelinde çok sayıda yazılı, görsel ve işitsel medya kuruluşu, varlık mücadelesi verirken, uygulanan tasarruf tedbirlerinin kamu ilanlarını neredeyse sıfıra indirdiği belirtildi.
Kamu kurumlarının yerel gazetelere olan aboneliklerini iptal etmesi, medyanın finansal bağımsızlığını tehdit eden bir durum olarak ortaya çıkıyor. Sosyal medyanın etkisi ve devletin tasarruf politikaları, yerel basın üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturuyor.
Bu doğrultuda, devletin mali desteğini artırması gerektiği dile getirildi. Gazetecilik, demokrasinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
24 Temmuz’da Kutlanan Gazeteciler ve Basın Bayramı, Türk basınının tarihsel rolünü hatırlatıyor. Kurtuluş Savaşı’ndaki katkıları ve 15 Temmuz darbe girişiminde sergilediği dik duruşla, Türk basını ulusal çıkarları her zaman ön planda tutmuştur. Sansürün kaldırılışının 116.
yıl dönümünde, 24 Temmuz, basın özgürlüğünün sembolik bir günü haline gelmiştir. 1908 yılında gazetecilerin, sansüre karşı gösterdiği direniş, bu tarihi günün anlamını artırıyor. Bu açıdan, 24 Temmuz, gerçek gazeteciliğin başlangıç noktası olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca, bu özel günün, meslektaşlar arasında dayanışma ve iç değerlendirme yapma fırsatı sunduğu belirtiliyor. KGK, meslektaşlarının bayramını kutlayarak, sektörde refah ve esenlik dileğinde bulundu.
Gazetecilik anlayışının tarafsız, özgür ve ilkeli olması gerektiği, demokrasi için vazgeçilmez bir unsur olduğu mesajı duyuruldu. Gazetecilerin ve medya kuruluşlarının ekonomik bağımsızlığı, sağlıklı bir medyanın temel şartı olarak görülüyor.
Bu nedenle, devletin destekleyici rol üstlenmesi gerektiği ifade edilmekte.